Buralardayım...
Haftaiçi 5'e kadar işyerinde, 45 dakika kadar sonra evimde, BalCan'ımlayım... Haftasonları ise sokaklarda, caddelerde, parklarda geziyor, alışveriş yapıyor, mama yiyor, piknik yapıyoruz. Yılın en güzel, en ideal sıcaklığa sahip olan zamanını değerlendiriyoruz. Güneş yakmıyor, bunaltmıyor, rüzgar hafiften esiyor, üşütmüyor...
Her gün aklımdan cümleler geçiyor, geçeyim klavyenin başına yazayım istiyorum ama olmuyor. Önceliğim belli, evim, Balcan'ım. Geriye de zaman kalmaması normal bir durum sanırım. Çok işe dallanıp budaklanıp yetişememektense az işle uğraşıp tam olmaya karar verdim. Bu yüzden bu yazı 1 ay sonra geldi.
İşimden memnunum. Yoğun, sıkıntılı tarafları da var ama çözebildiğimi, ilerlediğimi, yetip de arttığımı görünce kendime güvenim geldi bu 6 haftada...
7. haftaya başladık ve sanki dün başlamışım gibi geliyor. Öğrenecek daha çok şey var. Yapacak daha çok iş var.
Hadi kalın sağlıcakla...
Blog dünyasına selam olsun...
Yemekname'nin yeni sayısını ve bebeğim ne yesin bölümünü okumayı unutmayın. Minik sandviçler ve alman pastaları hazırladım bu ay piknik sofraları için...
03 Haziran 2008 Salı
NERELERDEYİM BEN???
at
07:38
Posted by
Pınarın Kulubesi
9
comments
05 Mayıs 2008 Pazartesi
YEMEK-NAME MAYIS SAYISI
Bu ay Yemek-Name'de büyük bebekler için lolipop kurabiye, minik bebecikler içinse yoğurtlu pirinçli kabak yemeği hazırladım.
at
20:29
Posted by
Pınarın Kulubesi
14
comments
23 Nisan 2008 Çarşamba
18 Nisan 2008 Cuma
YOK YOK KEKİ
at
13:26
Posted by
Pınarın Kulubesi
16
comments
10 Nisan 2008 Perşembe
AKLIMDAKİLER
Yemek blogları olarak tarif bombardımanı altında yaşamaya başladık. O kadar çok tarif var ki yapmak istediğim ama evde bir ordu beslememiz gerek bunun için. Blog sahibi arkadaşlarım birbirinden güzel şeyler yapıyorlar. Onları görüp denemek için ya not alıyorum ya da çıktısını aldım, dosyalar halinde saklıyorum. Onun dışında bir yıldır üye olduğum Sofra dergisine bu yıl da Leziz dergisini ekledim. Verdikleri eklerle birlikte o kadar değişik tarifler ve sunumlar görüyorum ki. Bunlarda yetmiyormuş gibi yabancı kaynak kitaplarından edindim. Çünkü resimleriyle birlikte o kadar cezbedici tarifler içeriyor ki bu kitaplar, almayanı dövüyorlar. Peki bunca yeni tarifin arasında nerede o eski klasik tarifler? Artık hiçbirini yapmaz oldum. Örneğin Revani. En son kaç yıl önce yaptığımı hatırlamıyorum. Oysa her ay cheesecake yapıyorum.
Onun dışında keşkül, zerde, helva gibi yöresel tatlılarımız dururken benim aklım biskotti, cupcake, skon, makaron yapmakta...
Bunların sonunda düşünür oldum, ne olacak bizim yöresel tatlılarımıza... Can Ağa hangi lezzetlerle büyüyecek bu gidişle? Cevabını biliyorum maalesef, ancak dilimize sahip çıktığımız gibi yöresel tatlılarımıza da sahip çıkmamız gerekir mi acaba? En büyük soru kendime. Bu konu üzerinde düşünen var mı benim gibi?
Not: En son kaç yıl önce Revani yaptığımı buldum. 2004 Kasım ayında Ramazan'da yapmışım. Hatta yapmayıp hazır kuru olarak satılanlardan alıp şerbetini yapıp ıslatmışım sadece. Cep telefonu ile çekilmiş resmi burada:)
at
20:58
Posted by
Pınarın Kulubesi
12
comments
08 Nisan 2008 Salı
RULO POĞAÇA
Beklenen tarif rulo poğaçayı bekletmeyip bir çırpıda yazıvermek için geçtim klavyenin başına. Bu arada oğlum ikindi uykusunda. Artık daha az sayıda ama daha uzun uykular yapar oldu. Bu ara bir soğuk algınlığı ile cebelleşiyor, hem o hem ben. Geçen ayda olmuştu, doktora gittik ama ilaçları Can içmek istemeyince vermedim ben de, ilaçsız geçirmiş oldu. Bu sefer de umarım öyle olur. Üst dişlerin eli kulağında sanırım pek fazla iştahı yok bu ara. Bazı günler sadece anne sütüyle geçiştiriyoruz. Bugün de o günlerden biri. İlk defa etli bir yemek vereyim dedim(etli patates-havuç yemeği), hiç beğenmedi, yedirmedim. Ben de sevmezdim küçükken et yemeğini. Etleri ayıklasalar bile yemezdim, suyuna değmiş, tadını, kokusunu alıyordum bir kere. Annem benim için ayrı pişirirdi. Can umarım bana çekmez bu konuda.
- 125 gr margarin ya da tereyağı (yumuşak)
- 1 çay bardağı sıvıyağ
- 3 yumurta( birinin sarısı üstüne sürülecek)
- 1 su bardağı yoğurt
- 1 paket kabartma tozu
- 1 tatlı kaşığı tuz
- Aldığı kadar un
- İç malzemesi için bir kalıp peynir ve biraz maydanoz
Yapılışı: İç malzemeleri karıştırıp kulak memesi yumuşaklığında bir hamur yapın. Hamuru ikiye bölüp her bir parçayı oval şekilde elinizle ya da merdane ile açın. Uzunlamasına olacak şekilde peynirli harcı ortaya dizin. Hani Adana dürüm yerken ekmeğin ortasında olur ya Adana köfte , o şekilde olacak:) Yanlardan kapatın. Aşağıdaki resimde olduğu gibi olacak. Tam bir rulo sayılmaz bu şekil ama ismi bu şekilde kaldı artık öyle olsun.
Bu yazıyı yazdıktan bir gün sonra, Nazife'nin yorumunu okuyunca ben de hatırladım ki bu tarifin neredeyse aynısını Sevgili Müge'de yapmıştı. Hatta ben o vakit çok beğenip ben de yapayım diye yorum bile yazmışım ama, doğumdan sonra unutmuşum:) Hafızam yeniden kuruldu o gün:) Bu konuda kusuruma bakma olur mu Müge kardeş:)
at
15:24
Posted by
Pınarın Kulubesi
23
comments
07 Nisan 2008 Pazartesi
YEMEK-NAME
Şu sayfaları bir çevirin bakalım ben yeni tarif ekleyene kadar... Çocuğum ne yesin kısmına gelince bir daha okuyun.
Hem evde yoğurt yapımının inceliklerini okumuş olursunuz:)
Hadi öpüyorum sizi.
Yeni yazı hazırlamak gerek, sayfayı güncellemek gerek...
at
15:29
Posted by
Pınarın Kulubesi
12
comments


